Yönetmek, yönetici sıfat ve fonksiyonuna sahip kimselere mahsus iken, karar almak yada karar vermek irade sahibi her insanın doğal(fıtrî) eylemidir. Başkaları ve başkalarına ait kaynaklarla ilgisi olmasa da kişiler sadece kendilerine ait konularda her an karar verme sürecini tecrube etmektedir. Bu tür münferit sürecin sonuçları da olumlu veya olumsuz doğrudan kendisini etkiler(dolaylı yansımaların olduğu da bir gerçektir).
Diğer taraftan, bir yönetim süreci söz konusu olduğunda, yöneticinin almış olduğu bir karar, yöneticinin pozisyonuna bağlı olarak, bulunduğu ortamı bütün olarak etkiler ve bağlayıcı sonuçlar doğurur. Büyük yada küçük fark etmez, yöneticinin her kararı kritik önem arz eder.
Literatürde çok sayıda YÖNETİCİ tanımı yapılır ve hepsi de kendi içinde tutarlı ve doğrudur, yöneticinin çok sayıda temel fonksiyonlarından bazılarını ön plana çıkarır. Yönetici; motive edendir, koordinasyon sağlayandır, optimizasyon yapandır, amaçları gerçekleştirendir, düzenlemelere uygu hareket edendir v.s. …
Çeyrek asır boyunca, birinci derecede yöneticilik yapmış kimse olarak kendim YÖNETİM ve YÖNETİCİLİĞİ tek kelimeyle ifade ederim: KARAR VERMEK ve KARAR VERİCİ. Yönetim bir karar verme sürecidir, yönetici ise, karar vericidir. Bütün mesele NASIL KARAR VERİLDİĞİDİR. Tam isabetli , yüzde yüz doğru, eksiksiz karar diye bir şey söz konusu olamaz. Nihaî olarak ulaşılan ve uygulanan her karar mutlak surettte kendi içinde bir eksiklik ve sorun taşır. Bu süreçte önemli olan; olumsuzluğu minimize etmektir. Bir işletmede bir kâr hedefi korsunuz ve bütün kararlar buna göre alınır, söz konusu bu kârı da gerçekleştirirsiniz, sonuçta çok isabetli kararlar almışız diyebilirsiniz. Ancak, muhtemeldir ki, aldığınız kararlarla bir başka noktalardaki sosyal faktörleri ihmal edip sonraki dönemlerin kârının olumsuz etkilenmesine sebebiyet vermiş olabilirsiniz. Bu noktadaki fark edilmeyen sihirli kavram TERCİHLER olarak karşımıza çıkar. Neyi elde edeceğim bunun karşılığında nelerden fedakarlık yapacağım, uzun vade mi kısa vade mi? kavşak tercihler karar alt unsurları şeklinde kendini gösterir. Ama ne olursa olsun, zamanında, genel kabul gören ve uygulanabilir bir karar seti oluşturmak zorundasınız.
Karar sürecinin anahtar kavramları; bilgi, irade, amaç, istişare ve ahlakîlik olarak karşımızda kaçınılmaz olarak durur.
BİLGİ-İRADE-AMAÇ üçlüsü daha çok kişisel kararlarda
BİLGİ-İRADE-AMAÇ-İSTİŞARE dörtlüsü yönetim süreçlerinde olmazsa olmaz alt başlıklardır.
Ahlakîlik yada bağlamına göre tanımlanmış etik değerler karar sürecinin ruhunu oluşturur. Bu kavramlar içinde, belkide , en önemli olandır.
Yeterli bilgi olmadan alınan karar eksiktir,
İrade zafiyeti uygulamada sıkıntı doğurur,
Amacın net olmaması çizgiden çıkarır,
İstişarenin yokluğu hedeften şaşırtır,
Ahlakî ve/veya etik değerlere(maslahat, toplum yararı, manevi değerler, örgüt içi tanımlanmış etik kurallar v.s.) sadakatsizlik sosyal ve psikolojik tahribat sonucunu kaçınılmaz olarak doğurur.
(Yönetim ve karar alma sürecinde, yukarıda ifade edilen her bir kavram ve yaklaşım daha somut olarak sonraki KENDİME GÖRE YAZDIM da ele alınacaktır.
